1. Mantık ve Bilgi Bakımından Doğruluk
2. Dil Bilgisi Bakımından Doğruluk
Yapılışları yanlış olan kelimeler
Yardımcı fiillerin yanlış kullanılması
Eksiklik
Uyumsuzluk
İmlâ ve noktalama yanlışları
Dizgi yanlışlarından kaynaklanan anlatım bozuklukları
Cümlede anlatılmak istenenin dinleyen veya okuyan tarafından kolayca anlaşılmasına açıklık denir. Açık olmayan cümlelerde anlatılmak istenenler bazen az çok anlaşılır fakat çoğu zaman cümlede ne söylenmek istendiği belli değildir. Aşağıdaki cümlelerde açıklık olmadığı için ne söylenmek istendiği tam olarak anlaşılamamaktadır:
Bu kopyaları Burçin hazırlamıştır onu çekecek arkadaşlar için.
― S. D. in vücudunda estetik (ameliyat) var mı?
― Hayır, vücudunda hiç estetik yok. (Bu ifadeden vücudunun güzel olmadığı anlamı da çıkabilir.)
Kelimelerin yerli yerinde kullanılmaması, öge eksiklikleri, kelimelerin yanlış kullanılması, virgül işaretinin uygun yere konmaması , anlamca çelişen sözlerin bir arada kullanılması gibi hususlar cümlenin açıklığını engeller.
Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan
doğal bir araç, Kendisine özgü yasaları olan ve ancak bu yasalar çerçevesinde
gelişen canlı bir varlık, Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli
anlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş sosyal bir kurumdur.
Bir sesli işaretler sistemi olan
dil, aynı toplulukta yaşayan veya aynı milletten olan insanların
anlaşabilmelerini sağlayan en gelişmiş iletişim aracıdır. Dilin kaynağı çok
eskilere dayanır ve dilin kendinden doğma kuralları vardır. Dil, toplumun
ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir varlık, sosyal bir
kurumdur.
Ses, hece,
kelime, kelime grubu, cümle gibi birimlerden oluşan dilde bu unsurları
inceleyen, dilin özellikleriyle konuşmada ve yazmada uyulması gereken kuralları
belirleyen bilim dalına dilbilgisi denir.
Dil
bilgisinin bölümleri:
1. Sesbilgisi (fonetik): Sesler, seslerin oluşması, sınıflandırılması,
heceler, ses değişmeleri, ünlü ve ünsüz uyumları, ünlü-ünsüz ilişkileri, ses
olayları vb. konular ses bilgisinin konularıdır. Örnek: a, ba, a-ra-ba,
kaşık>kaşığı, yegâne vb.
Bir sesli
işaretler sistemi olan dil, aynı toplulukta yaşayan veya aynı milletten olan
insanların anlaşabilmelerini sağlayan en gelişmiş iletişim aracıdır. Dilin
kaynağı çok eskilere dayanır ve dilin kendinden doğma kuralları vardır. Dil,
toplumun ortaklaşa meydana getirdiği ve kullandığı canlı bir varlık, sosyal bir
kurumdur.
Ana dil
Bugün ses
yapısı, şekil ve anlam bakımından birbirinden az ya da çok farklılaşmış bulunan
dil veya lehçelerin, kök bakımından bilinmeyen bir tarihte birleştikleri ortak
dil: Ana Türkçe, Ana Moğolca, Ana Altayca, Lâtince vb.
Acılarımızı,sevinçlerimizi, çeşitli duygu ve
düşüncelerimizi cümlelerle anlatırız. Birtakım sözcükleri söylemek veya yazmak,
dilek ve isteklerimizi anlatmaya yetmez. Bunları anlatabilmek için çeşitli
biçimlerde ve uzunluklarda cümleler kurmamız gerekir.
Cümle sözcüklerden meydana gelir.
Sözcükler cümle içinde anlam kazanır. Edirne
demek, bayrak demek, anlamak demek yetmez. Bu sözcüklere
anlam kazandırabilmek için, onları cümle haline getirmek gerekir. Öyleyse, bir
amacı tam olarak anlatabilmek için bu sözcükler birtakım kurallara göre
sıralanmalıdır.
(Bir işin
üstesinden gelene kadar çok zorluk çekmek, güçlükle başarmak)
Dinimize göre, sabah namazının kılınma
vakti, güneş doğuncaya kadar geçerlidir. Ortalık ağarmaya başlayıp da ak iplik
ile kara iplik birbirinden seçilinceye kadar sabah namazı kılma süresi devam
eder. Ağır hastalar bütün gece sancı ve ızdırap içinde kıvranarak
uyuyamadıklarından, sabahı zor ederler.
→Öz
anlamlarından az çok ayrı bir anlam taşıyan kalıplaşmış kelime topluluğuna
denir.
→En az iki kelimeden oluşan özlü söz guruplarıdır.
Kelimelerden en az bir tanesi mecaz anlamlıdır. Halk dilinde yerleşmiş söz
guruplarıdır. Yargı bildirmezler ancak düşündürürler. Deyimlerde kelimeler
değiştirilemez, eş anlamlısı kullanılamaz.Aba altından değnek göstermek ( yerine )Palto altından değnek göstermek
( anlamı bozar )
Örnek:
Kurban
olmak (hayvanlar kurban olur, deyim
insanların fedakarlığı).
Bir oyuna geldiğini anlayan Ayşe’de şafak atar. (şafak, dilimizde “alaca
karanlık” anlamında geldiği gibi “ortalığın aydınlandığı zaman” anlamında da
kullanılır. Halbuki buradaki anlamı “aklı başına gelmek”tir. Bu bir deyimdir.