24 Eylül 2012

Sözcük Türleri


EDAT (İLGEÇ)
Kendi başına bir anlamı olmayan, diğer söz ve söz öbekleriyle kullanıldığında anlam kazanan, çoğu zaman eklendiği söz öbeğine sıfat, zarf gibi görevler kazandıran sözcüklerdir. Kimi edatlar cümlede tek başına kullanılıyor olsa bile, anlamlı olması ancak cümle içinde kullanılmasına bağlıdır.
Edatlar, sözcük türü olarak bağlaçlara yakın olduğundan bazen onlarla karıştırılabilir. Önce karışan edatlardan başlayarak önemli olanları inceleyelim. Sınavlarda çıkan edat, bağlaç sorularının daha çok anlama yönelik olduğunu da söyleyelim.

İle
Edat olarak cümlede değişik anlamlar verecek biçimde kullanılır. Daha çok kendinden önceki sözcüğe eklenerek “- le, - la” biçiminde görülür.
“Seyahate tren ile gidecekmiş.”
cümlesinde vasıta bildirir.
“Bu gece arkadaşlarla bizim evde toplanıyoruz.”
cümlesinde birliktelik bildirir.
“Ona yaptığının doğru olmadığını güzellikle anlattım.”
cümlesinde durum bildirir.
Burada “ile”nin edat ve bağlaç oluşu arasındaki ayrımı da belirtelim.
Cümlede “ile” sözünün olduğu yere "ve” sözünü koyduğumuzda anlam bozukluğu oluyorsa “ile” edat; olmuyorsa bağlaçtır.
“Elindeki sopayla gelene geçene vuruyordu.” cümlesini;
“Elindeki sopa ve gelene geçene vuruyordu.”
şeklinde söyleyemeyiz. Öyleyse buradaki “ile” edattır.
“Çantadaki kitapla defteri masanın üzerine koydu.” cümlesini;
“Çantadaki kitap ve defteri masanın üzerine koydu.” şeklinde söyleyebiliriz; anlamda bozulma olmaz. Öyleyse buradaki “ile” bağlaçtır.
Bağlaçlarla ya da diğer sözcük türleriyle karışan başka edatlar da vardır. Bunlar “yalnız, ancak, bir, tek” gibi edatlardır. Bu sözcükler kullanıldıkları cümlelerde “sadece” anlamını veriyorlarsa edat; “fakat” anlamını veriyorlarsa bağlaç görevindedirler. Bunları cümleler üzerinde gösterelim.
“O kadından şikayet eden yalnız sen değilsin.”
“Benim sözümü bir sen dinlemezsin zaten.”
“Bu odaya ancak beş kişi sığar.”
“Tek bu olay değil, daha birçok sebep var beni kızdıran.”
cümlelerinde altı çizili sözcükler “sadece” anlamına geldikleri için edat göreviyle kullanılmışlardır. Aynı sözcükleri değişik görevlerde de kullanabiliriz.
“Ben gelirim, yalnız yol parasını siz ödersiniz.”
“Söylediklerine inanmıyorum, ancak benim yapabileceğim bir şey yok.”
cümlelerinde altı çizili sözcükler “fakat” anlamına geldiklerinden bağlaç olarak kullanılmışlardır.
Bunların dışındaki edatları cümlelerle gösterelim.
“Buz gibi suyu vardı bu dağların.”
“Bu kitabı geri vermek üzere alabilirsiniz.”
“Aslında onu tanımıyor değilim.
“Sabaha karşı kapı usul usul açıldı.”
“Şimdiye dek tek bir gün bile dediğin gibi davranamadı.”
“O günden sonra onu bir daha görmedim.”
“Senin bu inadın yüzünden aç kalacağız.”
“Ben oyumu senden yana kullandım.”
BAĞLAÇ
Kendi başına bir anlamı olmayan, cümlede eş görevli söz ya da söz öbeklerini hatta cümleleri birbirine bağlayan sözcüklerdir. Bağlaçlar edatlardan farklı olarak cümle içinde bağladıkları sözlerin görevlerinde herhangi bir değişme yapmazlar, cümleden çıkarıldıklarında anlamda değişme olsa bile bozulma olmaz.
Kimi bağlaçlar bağlayacakları sözcüklerin arasında kullanılır.
“Çiçekçiden karanfil ve gül aldım.”
Bazı bağlaçlar ise bağladıkları sözcük sayısınca artarak kullanılır. Cümleye değişik anlamlar katar.
“Bana ne kalem ne defter verdiler.” (hiçbiri)
“Bana hem kalem hem defter verdiler.” (hepsi)
Bazı bağlaçlar da cümleleri bağlamakla görevlidirler. Bunlar tek yüklemle kullanılamazlar.
“Mademki o bunu biliyor...”
sözü yüklemi olmasına rağmen anlamca tamamlanmış bir cümle değildir. Çünkü altı çizili bağlaç cümlede başka bir yüklemi daha gerekli kılıyor. Yani cümle;
“Mademki o bunu biliyor, niçin yanında konuşmuyoruz?”
şeklinde tamamlanabilir. Aynı özelliği aşağıdaki altı çizili bağlaçlarda da görebiliriz.
“Kitabı aldı, fakat bir daha geri vermedi.”
“Bilmiyorum, çünkü bu konuya çalışmadım.”
“Kimse onu dinlemiyor, oysa anlattıkları çok ilginç.”
“Gelecek, ama davet edilmeyi bekliyor.”
“Koşarak gara geldi, lakin tren gitmişti.”
“Yemek çok güzeldi, üstelik tatlı da yapmışlardı.”
“Okulu bitirdi, hatta dereceye bile girdi.”
Bazı bağlaçlar ise bir sözcük olmaktan çıkmış, bir söz öbeği haline gelmiştir.
“Herkes onunla alay ediyordu, ne var ki o bunu hiç önemsemiyordu.”
“Verdiği görevi yapamayacağımı anlayınca bana yardıma geldi; ne de olsa o halden anlayan biriydi.”
Bu bağlaçların dışında özelliği olan, yazımı yönünden eklerle karışan bağlaçlar da vardır. Bunların en önemlileri “de” ve “ki” bağlaçlarıdır.
“De” bağlacı
Cümlede başka şeylerin de olduğu anlamını veren ya da çekimli fiillerden sonra gelen “de”ler bağlaçtır. Kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır, kendinden sonra hiçbir ek almaz. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı bozulmaz, ancak biraz daralır. Hal eki olan “-de” eki ise yer ve zaman bildirir, cümleden hiçbir zaman çıkarılamaz.
“Bahçede meyve ağaçları da vardı.”
cümlesinde “Bahçede” sözündeki “-de” hal ekidir. Çünkü yer bildiriyor; “nerede” sorusuna cevap veriyor. “meyve ağaçları da” sözündeki “da” bağlaçtır.
Çünkü cümlede ağaçlardan başka şeylerin de olduğunu bildiriyor. Ayrıca,
“Bahçe meyve ağaçları da vardı.” dediğimizde anlam bozulduğu halde, “Bahçede meyve ağaçları vardı.” cümlesinde anlam bozulmaz.
“Size geldim de seni bulamadım.”
“Çok çalıştı da kazandı.”
“Ki” bağlacı
Türkçede iki tür “ki”nin olduğunu biliyoruz. İsmin yerine geçene ve sıfat görevinde bulunana, ilgi eki denir. Bağlaç görevinde bulunan “ki” daha çok, açıklama yapılırken kullanılır ya da çekimli fiillerden sonra gelerek cümleye değişik anlamlar kazandırır. Daima ayrı yazılır ve kendinden sonra hiçbir ek almaz.
“Baktı ki çalışmak zor, işi bıraktı.”
“Bildiğini anlat ki gerçekleri görelim.”
“Üsküdar ki en eski yerleşim yerlerindendir, hala çok sakindir.”
cümlelerinde “ki”ler bağlaçtır.
“De” ve “ki” bağlaçları daha çok yazım kurallarında sorulur.
“İse” bağlacı
Cümlede daha çok karşılaştırma anlamı veren bir bağlaçtır. Bazen kendinden önceki sözcüğe eklenerek kullanılır.
Örneğin;
“ Hediyeyi annem beğendi, babamsa hiç önemsemedi.”
cümlesinde altı çizili ek bağlaçtır. Bu bağlacı şart anlamı veren “-se, -sa” ekiyle karıştırmamalıyız. Şart anlamı veren ek kendinden sonra ek aldığı halde, bağlaç, kendinden sonra hiç ek almaz. Üstelik şart anlamı da vermez.
“Sattıkları ev bu ev ise satın alalım.”
cümlesinde “ise” şart anlamında olduğu için bağlaç değildir. Ancak;
“Sattıkları bahçe güzeldi, ev ise pek işe yaramazdı.”.
cümlesindeki “ise” bağlaçtır. Çünkü şart bildirmeyip karşılaştırma bildiriyor.
ÜNLEM
Kendi başına bir anlamı olmayan, söz içinde, sevinme, korku, özlem, kızma gibi duyguları anlatan ya da seslenme bildiren sözcüklerdir. Söyleyişe göre anlam değişmesine uğrar.
– Yoo, ona dokunma!
– Eh, ben sana gösteririm!
– Ah haddini bilmez!
cümlelerindeki altı çizili sözcükler ünlemdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder