TopMenu

2 Aralık 2012

ZARFLAR (BELİRTEÇLER)



Zarflar ………….., ……………, ……………, ……………, ……………… değişik anlam ilgileriyle tamamlayan sözcüklerdir.
Sabahları okula erken geliriz.
Şunları masaya yavaşça bırak.

Zarflar ….. başlık altında incelenir.

1. DURUM (HAL) ZARFLARI
Fiilleri durum yönüyle tamamlayan zarflardır. Fiilin nasıl yapıldığını anlatır. Fiile sorulan ………… sorusuyla bulunur.
Bu ziyaretimizde bizi soğuk karşıladı.
Dostlarla da yollarımız ayrıldı bir bir.
Çocuk doğru söylüyor, yorgun görünüyorsun.
Bu konuda çok akıllıca davrandı.
Yanmışçasına bağırıyor, delicesine koşuyordu.
Başını ne kadar dik tutarsan, yere o kadar sağlam basarsın.


1. Hangisinde cümlenin anlamını durum yönüyle tamamlayan bir sözcük vardır? 95 ÖSS
A) Anlatılan sessizce dinliyorduk.
B) Öğleyin bize geleceğini söylüyor.
C) Kimlik kartını cüzdanına yerleştirdi.
D) Bu yıl Ege kıyılarını gezmek istiyoruz.
E) Aşırı sıcaklardan çamların çoğu kurudu.

2. Hangisinde “zor” sözcüğü sözcük türü bakımından farklıdır? 2001 ÖSS
A) Zor işlerini hep bana yaptırıyorsun, diye yakınıyordu.
B) İstemeden zor bir çalışmanın içine girmişti.
C) Terlemiş, çok yorulmuştu, zor yürüyordu.
D) Öğretmenliğin zor bir meslek olduğunu anlamıştı.
E) Zor günler geride kaldı; rahat edeceğiz artık diyordu.

3. "O, çocuk doğdu, çocuk öldü." cümlesindeki
“ço­cuk" sözcüğü, görevi yönünden, aşağıdaki
cüm­lelerin hangisindeki "iyi" sözcüğü ile
özdeştir? (1981 -ÖSS)
A) İnsanlar yaşamaya değer en iyi günlerinin geri­de
kaldığına inanırlar.
B) Kanımca sen bu işi ondan çok daha iyi yapabilirsin.
C) Çok iyi, nasıl isterseniz öyle olsun.
D) Öğretmenlerin başlıca görevi, gençliğe doğru­yu,
güzeli ve iyiyi öğretmektir.
E) En iyi öğretmen, gençlerde öğrenme hevesini ve
sevgisini uyandırandır.

NOT: Durum zarflarıyla niteleme sıfatlarını karıştırmamak gerekir. Her ikisi de “nasıl” sorusuna cevap verir. Ancak ……. fiili, ……… ismi niteler
Kardeşim derslerine düzenli çalışır.
Düzenli insanlar başarıya daha yakındır.

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde "ağır"
kelimesi­nin görevi "Ağır bir hastalık geçirdiğini
bilmiyor­dum." cümlesindekinden farklıdır? 1983 ÖSS
A) İşler neden bu kadar ağır gidiyor, anlayamıyorum.
B) Ağır ve kirli hava çocuklara daha çok dokunuyormuş.
C) Kapı açılınca etrafa ağır bir koku yayıldı.
D) Suçlarken bile çok ağır sözler kullanmadı.
E) Sağlığı, ağır işlerde çalışmasına engel değil.

2. ZAMAN ZARFLARI
Fiillerin anlamını ……… zaman yönüyle tamamlayan zarflardır.  Fiile sorulan ………….. sorusu ile bulunur.
Dün eski bir dostumla buluştuk.
Şimdi çalışıyorum, sonra görüşelim.
Bugün başlarsanız, yarın bu işi bitirirsiniz.
Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler.
Geceleyin bir ses böler uykumu.
Ne güzel günler yaşamıştık eskiden.

3. YER YÖN ZARFLARI
                Fiilleri yer yön bakımından tamamlayan zarflardır. Dilimizde yer yön belirteci olarak kullanılan sözcükler ……………., …………….., ……………, …………, …………, …………………, …………, ……………. dir.
Fiile sorulan ………… sorusu ile bulunur.
Ben aşağı iniyordum, onlar yukarı çıkıyordu.
Biraz öte gidersen, bize de yer açılacak.
Lütfen içeri girin ve masayı daha ileri çekin.
Bitlis’te beş minare, beri gel canan, beri gel.

NOT: Yer yön zarfları yalın halde bulunur, çekim eki almaz. Çekim eki aldıklarında isim olurlar.
Herkes aşağı baksın.       /   Herkes aşağıya baksın.
Öğrenciler dışarıyı seyrediyor.

5. Hangisinde yer yön belirteci, tamlayan olduğu için adlaşmıştır? 2003 ÖSS
A) Dışarının gürültüsü hepimizi rahatsız etti.
B) Kapının önüne oturmuş, geleni geçeni izliyor.
C) Yukarıya çıkıp arkadaşımla da görüşeyim.
D) Beş yüz metre ileriden sağa döneceksiniz.
E) Çocuğun üstüne kocaman bir battaniye örtmüşler.

4. SORU ZARFLARI
                Fiilleri soru yoluyla tamamlayan, eylemleri soran zarflardır. Fiile soru soran “……………, …………., ………….., …………, …………….., …………” sözcükleri soru zarfıdır.
Onun İstanbul’a gittiğini neden söylemedin?
Nasıl kıydınız bu fidanlara?
Bu ağaçlar ne zaman yeşerecek?
Dün gece ne kadar çalıştınız?
Gelmeden önce niye haber vermedin?
Ne bağırıp duruyorsun bana ?

5. MİKTAR ( AZLIK ÇOKLUK ZARFLARI)
                Fiili, fiilimsiyi, sıfatları, adlaşmış sıfatları ve zarfları miktar yönüyle tamamlayan zarflardır. Yükleme sorulan “…………..” sorusu ile bulunur.  “……, ……., ……, …….., …….., …….. “ sözcükleri miktar zarfı olarak kullanılır.
Dün seni çok bekledik bu meydanda.
Az çalışan öğrencilerle görüşme yapmak istiyorum.
Akşamları fazla yememem gerekiyor galiba.
Daha güzel bir şehirde yaşamak istiyormuş.
Bu ödül en efendi öğrenciye verilecek.
Gayet yakışıklıydı, pek güzel giyinmişti.
Törende şiiri çok etkileyici okumuşsun.
Siyah at daha hızlı koşar.
Okulumuzun en çalışkanı sensin.
NOT: “daha, en” sözcükleri aynı zamanda üstünlük belirteci olarak da adlandırılır.
Bu öykünün daha yalın bir anlatımı var.

6. “Pek güzel konuştu.” Cümlesinde “pek” sözcüğünün gördüğü görevi olduğu gibi yüklenen sözcük hangisinde vardır? ÖSS
A) Başka konularda olduğu gibi, bu konuda da çok yazı yazdı.
B) Bu yemeği sevmemesine karşın, bugün nedense çok yedi.
C) Sonradan el attığı bu işte de kendisine çok kâr sağladı.
D) Söz dinlememekte, bildiğini yapmakta o artık çok oldu.
E) Bu fırtınalı, yağmurlu gecede çok iyi uyuyamadı.

SÖZCÜKLERDE PEKİŞTİRME
Anlamı kuvvetlendirme veya pekiştirme daha çok niteleyici sözcüklerde yapılır.
1. p,r,s,m ünsüzleriyle pekiştirme yapılır.
Bu şehirde tertemiz insanlar yaşıyor.
Bu sokak dışarıdan simsiyah görünüyor.
Çocuğun ıpıslak elbiseleri onu üşütüyordu.
Mosmor gözleriyle dayak yediğini nasıl gizleyecek?
-“sapasağlam, düpedüz, yapayalnız” sözcüklerinde araya “a” sesi girmiştir.

7. Kimi niteleme sıfatlarını pekiştirmek için, sıfatın ilk sesli
harfine kadar olan kısmı, m, p, r, s harflerin­den yakışanı ile
kapatılır ve bir ön ek olarak sözcü­ğün başına getirilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu tanıma uy­mayan bir
pekiştirme sıfatı kullanılmıştır? (1987-ÖSS)
A) Tabladaki balıklar denizden yeni çıkmış gibi dipdiri
duruyordu.
B) Şehrin birçok yerinde tertemiz parklar, bahçeler vardı.
C)Vücudu şişmanlıktan şekilsizleşmiş, yusyuvar­lak olmuştu.
D) Bu dümdüz yolda yolculuk ne kadar rahat olu­yor.
E) Seksen yaşında olmasına karşın sapasağlam, dinç bir
insandı.

2. İkilemelerle pekiştirme yapılır.
Kara kara gözleriyle bizi izliyordu.
Bizimle uzun uzun konuştu.
Eğri büğrü bir yolda ilerliyorduk.
Tatsız tuzsuz bir sohbetti onunki.

3. “mi” sözcüğü ile yapılır.
Güzel mi güzel bir mahallemiz vardı.
Uslu mu uslu çocuklardı onlar.

SÖZCÜKLERDE KÜÇÜLTME                     
Sözcüklere getirilen bazı ekler o sözcüğün anlamında küçültme, sınırlandırma veya azalma yapar.
Bu ada bize çok yakındı.
Bu adacık bize çok yakındı.

- İsimlerde Küçültme daha çok “-cık” ekiyle yapılır.
Bu tepecikte hiç ağaç yoktu.
Ovanın ortasındaki gölcük kurumak üzere.

NOT: İsimlerde küçültme ekleri arasında gösterilen “-cağız” eki küçültme yapmaktan çok “acıma, merhamet, sevgi” anlamları katar.
Kadıncağızın hiç parası kalmamış.
Adamcağız yalvaran gözlerle etrafına bakıyordu.

NOT: Küçültme eklerini alan bazı sözcükler kalıcı isim haline gelmişlerdir. “bademcik, kızılcık, arpacık gibi”
Ben gelincik çiçeklerini çok severdim.                          

- Sıfatlarda küçültme “-cık, -ce, -cak, -msı, mtrak” ekleriyle yapılır.
Küçücük evde oturuyorlar.    /   Büyücek bir çanta aldı.
Yeşilimsi bir gömlek giymişti.
Evlerinin genişçe bir bahçesi vardı.
Bu elmanın ekşimtrak bir tadı var.

8. Hangisinde “–ce” eki eklendiği kelimenin anlamında küçültme yapmıştır?
A) Yumuşakçalar suda yaşayan, omurgasız, kabuklu hayvanlardır.
B) Çocuklar büyükçe bir binanın önünde birdirbir oynuyorlar.
C) Çocukların kendisini askerce selamlamasından çok hoşlanırdı.
D) O, bu insanca davranıştan mutlaka etkilenir.
E) Okulda buluşup topluca sinemaya giderler.

9. Hangisinde “üstünlük” bildiren bir belirteç vardır? 95
A) Yol yapım çalışmaları büyük bir hızla ilerliyor.
B) Burada göç, daha çok, büyük merkezlere doğrudur.
C) Kentlere doğru büyük bir nüfus hareketi görülmektedir.
D) Burası, nüfus bakımından ikinci büyük kentimizdir.
E) Nüfus planlamasıyla ilgili büyük sorunlarımız vardır.

KARIŞIK ÖRNEKLER
Yabancı garip konuştu.

Akşamleyin garip bir film izledik.  

Bunu ona nasıl söyledin?

Nasıl bir yerdi orası?

Ben çok kitap okurum.

Bebekler çok ağlar.

Bana buradan ne alacaksın?

Bize ne gün geleceksiniz?

Bu, ne güzel bir tablo böyle!

Herkes çalışırken sen ne geziyorsun?

O günleri çok iyi hatırlıyorum.

O, ders çalışmayı alışkanlık haline getirmişti.

O, bu küçük çuvala sığdı.

İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız.

Bir kediye bir köpeğe baktım.

Bir sen kaldın geride.

Seni bir yakalarsam çok kötü olacak.

Birimiz hepimiz, hepimizi birimiz için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder