25 Aralık 2013

ZARFLAR (Belirteç)



Zarflar (Alm. adverbium; Fr. adverbe; İng. adverb) yer, zaman, hal, nitelik, soru ve miktar isimleridir. Zarflar da yine başka kelimelerle ilişki halinde sözkonusu olan kelime çeşididir.

Yavaş yürü.
Çok konuşma.
İstanbul'dan dün geldi.
Bugün İzmir'e gidiyor.


Zarf asıl fiilin önüne gelen, fiile etki eden, fiilin manasını değiştiren kelimedir. İşte fiilin manasını değiştirmekte kullanılan buna elverişli olan isimler yer, zaman, hal, nitelik, soru ve miktar isimleridir. Onun için bu isimleri zarf başlığı altında ayrıca ele alıyoruz.

Zarflar fiille ilişkide çekimsiz olan, çekim eki almayan kelimelerdir. Mesela, iler gitmek sözünde ileri zarftır, fakat ileriye gitmek sözünde ileriye kelimesi zarf değildir. Doğrudan doğruya isimdir. Çekim eki almıştır.

Zarfların çeşitleri şunlardır: yer ve yön zarfları, zaman zarfları, hal zarfları, ölçü zarfları, soru zarfları, niteleme zarfları, gösterme zarfları.

1. Yer ve Yön  Zarfları: Eylemin  anlamını, yer ve yön bakımından etkileyen sözcüğe yer ve yön zarfları (Alm. Ortsadverb; Fr. adverbe de lieu; İng. adverb of place) denir.

Onu yukarı çıkarınız.
Oynamak için dışarı çıktılar.
İçeri girmeyin.

Aslında önad olan uzak, yakın, sağ, sol, ön, arka, alt, üst gib sözcükler de iyelik ve ad durumu eklerini alarak adlaştıkları halde, tümce içinde belirteç tümleci görevini yüklenirler.

Bu belirteçler şu şekillerde kullanılırlar:
·                    İyelik ekini alırlar:
Sağı anıt, solu türbe
Ortası kare şeklinde... (B. Necatigil)
·                    Ad durumu eklerini alırlar:
Yüz metre ilerden sağa dönün.
İçerden gürültüler geliyordu.
·                    İyelik ve ad durumu eklerini birlikte alırlar:
Ey gece! Kapını üstümüze kapa (A.M.Dıranas)

Allahım, görüyorsun üşümüşüm,
Uzatsan da sıcak kanatlarını
Altına giriversem. (B. Necatigil )
·                    Ad durumu ekleriyle birlikte çoğul eki de alabilirler:
Uzaklarda çok uzaklarda
Sucuların hiç durmayan çıngırakları;
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı. (O. Veli)

2. Zaman Zarfları: Eylemin anlamını zaman kavramıyla sınırlayan belirtece zaman zarfı (Alm. zeitadverb; Fr. adverbe de temps; İng. adverb of time). Bunlar zarf olarak kullanılan çeşitli zaman isimleridir: dün, şimdi, gene, artık, sonra, ilkin, geç erken, biraz çabuk, çabuk, bazen, gündüz, gece, şimdilik, kışın, yazın, demin, geceleyin, akşamüstü, bazı, önce, hâlâ, birdenbire, ne çabuk, derken, erkenden, zaman zaman, sabah sabah,  gibi

Geceleyin bir ses böler uykumu
içim ürpermeyle dolar-Nerdesin? (A.K.Tecer)

Mayıs derken haziran
Derken temmuz derken ağustos derken eylül
Gitti gider 1952. (O. Rıfat)

Zaman zaman buraya da uğrar.
Sabah sabah canımı sıkma.
Çabuk ol.
Biraz çabuk ol.

3. Hal Zarfları: Bunlar, hal ve tavır ifade eden zarflardır. Hal ve tavır, nasıllık nicelik ifade eden her isim hal zarfı olarak kullanılabilir. Onun için bunların sayıları hudutsuzdur. Bütün vasıf isimleri, eşitlik ve instrumental eki almış isimler hep böyle hal zarfı olarak kullanılabilirler: iyi, yavaş, güzel, kardeşçe, iyicene, durmaksızın, böyle, şöyle, öyle, nasıl, niçin ve niye gibi.

4. Ölçü Zarfları: Bir eylemin, bir eylemsinin, bir önadın ya da bir başka belirtecin anlamını azlık çokluk bakımından etkileyen zarfa ölçü zarfları (Alm. Quantitatsadverb; Fr. adverbe de quantité; İng. adverb of quantity) denir.

Çok yeme.
Az çalışmışsın.
Daha çok çalışmalısın.
Bu kadar umutsuz olma.
Biraz daha sabret.

Dört tür ölçü belirteci vardır:
·                    Eşitlik belirteci:
Aslında ilgeç olan ve ölçü, benzerlik ilgisi kuran kadar, denli sözcükleri, bu , şu, o sözcükleriyle birlikte kullanılınca eşitlik belirten belirteç olur:

Ben de o kadar zenginim.
Sen de bu kadar ver.
Bu kadar yeter.

Kadar ilgeci, bu, şu, o sözcükleriyle birlikte kullanılınca, aşırılık da belirtir:

Bu kadar güzel bir yer görmedim.
O kadar ileri gitme!

Ki bağlacıyla birlikte kullanılınca da aşırılık belirtir:

O kadar güzel ki..
O kadar korktum ki...
·                    Üstünlük belirteci:
Üstünlük kavramı, karşılaştırma kavramıyla birlikte daha belirteciyle verilir:

Ben daha zenginim.
Senden daha iyi bir yanıt beklerdim.
·                    En üstünlük belirteci:
En üstünlük ölçüsü, en sözcüğüyle verilir:

Sınıfın en şanssız öğrencisi benim.
Dünyanın en uzun adamı o dur.
·                    Aşırılık belirteci:
Aşırılık derecesi, çok, pek, fazla, epey, az sözcükleri ve bunların yer aldığı belirteç öbekleriyle sağlanır:

Çok terbiyesiz, çok kaba.
Pek uslu, pek terbiyeli.
Daha çok çalışmanız gerekir.
Pek az zamanımız kaldı.
Çok fazla masraf yapmış.

5. Soru Zarfları: Bir eylemin, bir eylemsinin anlamını soru yoluyla açıklayan belirtece soru zarfı (Alm. Frageadverb; Fr. Adverbe interrogatif; İng. interrogative adverb) denir.

Niçin yanıt vermiyorsunuz?
Neden susuyorsun?
Sizi daha ne kadar bekleyeyim?
Buraya nasıl gelmişler?

6. Niteleme Zarfları: Bir eylemin, bir önadın ya da bir bir başka belirtecin anlamını nitelik bakımından etkileyen sözcüklere niteleme zarfı (Alm. Adverb der akt und weise; Fr. adverbe de qualité; İng. adverb of quality) adı verilir.

Böyle konuşmayın.
Öyle yapmayın.
Çok iyi çalışmış.
Ne olursa olsun, kararımdan dönmeyeceğim.
Ne dersen de, sana inanmiyorum.
Sana inanır miyim hiç? Elbette inanmam.

Niteleme belirtecin birçok türü vardır:
·                    Nitelik belirteci: Bu belirteç, eylemi nitelik, biçim bakımından etkiler; nasıl ve ne biçim sorularına yanıt verir:
Yalan söylüyorsun.
Bu davranışını iyi karşılamadım.
Her şey güzel olsun isterim.
·                    Durum belirteci: Eylemin durumunu belirtir:
Haber vermeksizin çıkıp gitmiş
Düşünceni korkmadan söyle.
Artık gücüm kalmadı.

Addan, eylemden ve önaddan kurulu ikilemeler de durum belirteci olur.

Addan kurulu ikileme:
Dalga dalga hücum edip pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar. (A.M. Dıranas)

Bingöl dağı çiğdem çiğdem yeşerir.
Belki olur abi hayat içtiği. (C.Külebi)

Önaddan kurulu ikileme:
Bir an ki etraf titredi kırmızı kırmızı
Bir an ki herkes gördüğü sihirden emin. (F.H. Dağlarca)

Yansımalardan kurulu ikileme:
Yağmur çisil çisil üstüme yağar. (C.K. Solok)
·                    Pekiştirme belirteci:
Pekiştirme önadının belirteç  olarak kullanılmasıyla elde edilir:

Eli yüzü simsiyah olmuştu.
Her şeyi silip süpüdü, tertemiz etti.
·                    Küçültme belirteci: -ca ve -cık ekleriyle kurulur:
Şimdi bana her şeyi kısaca anlat.
Şuradan güzelce çık git.
Birazcık uyu.
·                    Yaklaşıklık belirteci: Söze, benzerlik, yakınlık, yaklaşıklık, aşağı yukarılık kavramı verir:
Hemen hemen herkes ordaydı.
Aşağı yukarı buradakilerin hepsini tanıyorum.

Öyle güçlüsün ki
Güçleneceğim.
Öyle yücesin ki yüceleneceğim. (F.H. Dağlarca)
·                    Koşul belirteci: Koşul belirteci, eğer sözcüğüdür.
Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra bana seni gerek seni (Yunus Emre)
·                    Yineleme belirteci: Eylemi yineleme, süreklilik kavramıyla etkiler:
Sakın ihmal etme, yine gel.
Bir daha geç kalırsan seni eve almam.
Bir kez olsun sözümü dinle.
İkide bir sözümü kesme.
·                    Kesinlik belirteci: bu belirteç, eylemin anlamını kesinlik yönünden etkiler:
Söz verdiyse mutlaka gelir.
Gerçek er geç ortaya çıkar.

Hiç sanmam, öyle ağarsın bir daha tanyeri. (C.S. Tarancı)

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım.... (M.A. Ersoy)

Kesinlik bildiren diğer kelimeler şunlardır: Artık, tıpkı, elbette, kesin, muhakkak, vallahi, besbelli, hiç olmazsa, gerçekten, önünde sonunda, ne olursa olsun...
·                    Dilek belirteci: Eylemin anlamını dilek, istek belirterek etkiler:
Ne olur, bu akşam bize gel.
Madem davet etti. Keşke gitseydin.
İnşallah. Orhan bizi bekletmez.
·                    Olasılık belirteci:
Sonrardım söylerdi herhalde
Soramadım (C. Külebi)

Galiba, verdiği sözü unuttu.
·                    Üleştirme belirteci: Üleştirme önadından kurulu ikileme, üleştirme belirteci gibi kullanılır:
Konuklar birer ikişer geldi.
İkişer ikişer oturunuz.

İstanbul'un üstüne güneş doğdu.
Kapılar açıldı birer ikişer. (O. Rıfat)
·                    Yanıt belirteci: Sorulara karşılık olarak kullanılan belirtece, yanıt belirteci denir.
Ör: Bana biraz borç verir misin? sorusunun yanıtı olan aşağıdaki cümlelerin ilk sözcükleri yanıt belirtecidir.

- Evet, veririm.
- Hayır, veremem.
- Asla vermem.
- Elbette.
- Peki.
- Tabii.
- Şüphesiz.

7. Gösterme Zarfları: Bir eylemin, bir adın, bir önadın ya da bir başka belirtecin anlamını gösterme yoluyla sınırlayan sözcüklere gösterme zarfı (Alm. Demonstrativadverb; Fr. Adverbe démonstratif; İng. demonstrative adverb) denir:

İşte deniz göründü.
Ta nereden geliyorum.
İşte şurada oturuyoruz.

Al sana bir fırsat daha.
"Al sana bir aksilik daha." (Anonim) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder